SELMÂN-I FÂRİSÎ (R.A)-3
h. Selmân (r.a.) Ehl-i Beyt’imizdendir.
Selmân-ı Fârisî,(r.a.) Hendek Muharebesi’nde Mekkeli putperestlerin Medine şehrini kuşatması öncesinde Hz. Muhammed’e, (a.s.m.) “hendek kazılması” yönünde belirttiği fikir sayesinde savaş Müslümanların lehine sonuçlanıp kazanıldı. Selmân’ın (r.a.) Taif’in fethi sırasında mancınık ve debbabe kullanılmasını tavsiye ettiği ve bunların yapımını bizzat gerçekleştirdiği belirtilmektedir. “Yâ Resûlallah! (sav) düşman hücumuna karşı bazen etrafımızı hendekle çevirirdik. Şimdi de böyle yapamaz mıyız?” Hz. Selmân’in (r.a.) bu fikri Peygamberimiz (sav) bütün Müslümanlara cazip geldi. Resûlullah (sav), sahabilerle birlikte Medine’yi savunmak için hendek kazılması gereken yerleri tespit etti. Daha sonra da Müslümanları gruplara ayırarak herkese kazacağı yeri gösterdi. Hendek kazma işine Muhacir ve Ensar’dan genç ihtiyar herkes katıldı. Selman (r.a.) efendimiz güçlü kuvvetli bir bünyeye sahipti. Üstelik bu işte tecrübeliydi. 10 kişilik yeri tek başına kazabiliyordu. Kazılan hendek Yaklaşık 5,5 km. uzunluğundaki hendeğin genişliği 9 m., derinliği ise 4,5 m. kadardı.Böyle bir müdafaa üsulü teklif ettiği için Müslümanlar Hz. Selmân’a sahip çıkmada yarışa girmişlerdi. O, tek başına on kişinin kazdığı yeri kısa zamanda bitirmişti. Onun hizmetteki süratı, firaseti ve işbilirliliği herkesin dikkatini çekti. Ensar ve muhacir arasında paylaşılamaz oldu. Hendekleri kazan gruplar ayrı ayrı “Selmân bizdendir.” diyerek onu kendilerinden saymaya çalışırken,Peygamber (sav) efendimiz;
“Selmân (r.a.) bizdendir, Ehl-i Beyt’imizdendir.” buyurdular.
Bu müjdeyi duyan Hz. Selmân’ın (r.a.) sevincine diyecek yoktu. Mutluluğundan uçacak gibiydi. Resûlullah’ın (sav) Ehl-i Beyt’inden olmak ne büyük saadetti!
ı. Hendekte Kırılamayan Kaya Mucizesi
Hendek kazma işi devam ederken Hz. Selmân’ın (r.a.) bulunduğu grubun kazdığı yerde büyükçe bir kaya çıktı. Sahabiler onu kırmak için bir hayli gayret sarf ettilerse de parçalayamadılar. Bunun üzerine Hz. Selmân, (r.a.) Peygamberimizin (sav) huzuruna vardı ve “Yâ Resûlallah,(sav) hendeğin ortasında karşımıza bir kaya çıktı. Onu kıramıyoruz âciz kaldık. Ne buyurursunuz? Çizmiş olduğunuz çizgiyi biraz değiştirelim mi, yoksa bu hususta bize vereceğiniz bir emir var mı?” diye meseleyi arzetti.
Peygamberimiz, (sav) kayayı kendisine göstermelerini istedi. Resûlullah (a.s.m.), Hz. Selmân’dan (r.a.) balyozu aldı, hendeğin içerisine girdi. Elindeki balyozla kayaya kuvvetli bir darbe indirdi. Kayanın bir parçası kırıldı ve bir şimşek, bir ışık Medine’nin iki kayalığını da aydınlattı. Peygamberimiz, (sav) “Allahü ekber!” diyerek tekbir getirdi. Sahabiler de tekbir getirdiler. Resûlullah (sav) ikinci defa kayaya vurdu. Kayanın bir parçası daha kırıldı ve yine bir ışık yayıldı. Peygamberimiz de, (sav) sahabiler de tekbir getirdiler. Peygamberimizin (sav) son vuruşunda kaya tamamen parçalandı. Diğer seferlerinde olduğu gibi bu defa da ışık çıktı. Peygamberimizin (sav) tekbir getirmesi üzerine sahabiler de “Allahü ekber!” diyerek tekrar tekbir getirdiler. Daha sonra Hz. Selmân, (r.a.) Peygamberimizin (sav) elinden tutarak hendekten çıkmasına yardım etti. Sonra da “Yâ Resûlallah, (sav) kayaya vurduğunuz zaman ondan bazı parıltıların çıktığını gördüm. Bunlar nedir?” diye sordu.
Peygamber (sav) Efendimiz şöyle açıkladı:
“Kayaya ilk darbeyi indirdiğim zaman yayılan ve sizin gördüğünüz ışık bana Hire şehrinin köşklerini, kisranın Medâyin şehrini aydınlattı. Cebrâil,(a.s) ümmetimin oralara hâkim olacağını haber verdi. Kayaya ikinci darbeyi indirdiğim zaman yayılan ışık bana Rum ülkesinin kızıl köşklerini saraylarını aydınlattı. Cebrâil (a.s) de ümmetimin oralara hâkim olacağını müjdeledi. Üçüncü darbeyi indirdiğim zaman yayılan ışık ise San’a (Yemen) diyarının köşklerini saraylarını aydınlattı. Cebrâil, (a.s) ümmetimin oralara da hâkim olacağını haber verdi. Sevininiz! Ümmetim yardım ve zafere nail olacaktır.”
j. Selamanül Hayr: Hendek Zaferi
Hendek kazma işi yaklaşık olarak altı günde tamamlandı. Böylece Müslümanlar kendilerini emniyet içerisine almış oldular. Bundan sonra artık müşriklerin gelmelerini beklemekten başka yapılacak bir şey yoktu. Nihayet müşrikler gelmekte gecikmediler. Bir an önce Müslümanları ortadan kaldırmak için acele ediyorlardı. Kendilerinden son derece emindiler. Fakat Medine’nin girişinin geçilemeyecek derecede hendeklerle çevrildiğini görünce neye uğradıklarını şaşırdılar. Müşrikler şimdiye kadar böyle bir harp taktiği görmemişlerdi. Uzun bir kuşatmadan sonra mağlup ve perişan bir vaziyette Mekke’ye yüzleri üstü dönmek zorunda kaldılar. Bu savaşta o, bütün maharet ve becerisini gayret ve hizmetini gösterdi. Bu yüzden ona ‘Selman ul-Hayr’ lakabı verildi.
k. Sahibul Kitabeyn
Peygamber Efendimizden (sav) 60’a yakın Hadis-i şerif rivayet etmiştir. Tevrat, Zebur ve İncil’i çok iyi bilip İncil ve Tevrat’ı ana diliyle okuyabildiğinden ‘’sahibul kitabeyn’’ lakabını almıştır. Kur’anada çok hakimdir. İbranice ve arapçayı çok iyi bilen alim bir zattı.
l. Allahın Sevmeyi Emrettiği Zaat
Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki: “Selman-ı Farisi (r.a) geceleri uzun zaman Resulullah (sav) ile beraber kalırdı ve sohbetinde bulunurdu. Neredeyse Resulullahın (sav) yanında bizden fazla kalırdı. Peygamber efendimiz (sav) “Allahü teâlânın bana sevdiğini bildirdiği, benim de sevmemi emrettiği dört kişiden biri Selman’dır” buyurdu.
m. Berberlerin Piri
Peygamber Efendimizin (sav) mübarek saçlarını tıraş ettikleri için berberlerin piri sayılmıştır. Zâhid bir kişiliğe sahip olan Selmân-ı Fârisî,(r.a) Resûl-i Ekrem’in (sav) övgüsünü kazandı. İlim öğrenmeye düşkünlüğü ve sünnete bağlılığı ile mensubu bulunduğu ashâb-ı Suffe arasında önemli bir yer edindi. Resûl-i Ekrem’in (sav) efendimiz onu Ebu’d-Derdâ (r.a.) ile kardeş yaptılar. İlimde müstesna bir mevkie yükseldi. Resûlullah’ın (sav) “Muhakkak Selmân (r.a) ilimle dolmuştur.”methine mazhar olurken, Hz. Ali (r.a) de “Öncekilerin ve sonrakilerin ilmi Selmân’dadır; (r.a) o, tükenmez bir denizdir.” diyordu. Diğer taraftan, Hz. Muâz bin Cebel (r.a) gibi büyük bir âlim vefat ederken talebelerine, ilmi Selmân’dan (r.a) almalarını vasiyet ediyordu.