SELMÂN-I FÂRİSÎ (R.A)-4
15. Hz. Salmanın Nesep Anlayışı
Bir gün Sa’d İbni Ebi Vakkas (r.a.) ona, nesebini sordu. O da:
“İslâm’a dahil olduktan sonra nesep aramam. Lâkin ben Selman ibni İslâm’ım.” yani “Ben İslam’ın Çocuğu Selman’ım” dedi. Ardından “Ben dalaletteydim Allah bana Muhammed (a.s.) ile hidayet verdi.”, “Ben fakirdim Allah beni Muhammed (a.s.) ile zenginleştirdi.”, “Ben köleydim Allah beni Muhammed (a.s.) ile özgürleştirdi.” dedi.
Hz. Ömer (r.a.) da Selman’ı (r.a.) destekleyerek “Ben de Ömer ibni İslâm’ım” dedi.
16. Gıybet Ayetinin Nüzulü
Selman Farisi sahabeden iki zata hizmet eder, yemeklerini yapardı. Bir gün insanlar yürüyüp gittiğinde Selman uyuyakalmış ve geride kalmıştı. Bu iki arkadaşı onu aramalarına rağmen bulamadılar. Daha sonra kendileri çadır kurarak “Selman (r.a.) pişmiş yemeğe ve kurulmuş çadıra gelmekten başka bir şey bilmiyor” dediler. Selman (r.a.) geldiğinde onu kendileri için yiyecek istemek üzere Allah Rasûlü’ne (sav) gönderdiler. Selman, (r.a.) Efendimiz’in yanına vardı ve “Ey Allah’ın Rasûlü, (sav) yanında bir şeyler varsa kendilerine vermen için arkadaşlarım beni sana gönderdiler.” dedi. Allah Rasûlü, (s.a.v) “Arkadaşların yemeği ne yapacak? Onlar yiyeceklerini yediler.” buyurdu. Selman dönerek o ikisine Peygamberimiz’in (sav) sözlerini haber verdi. Onlar da kalkıp Efendimiz’e geldiler ve “Hayır, konakladığımızdan beri biz herhangi bir yemek yemedik.” dediler. Allah Rasûlü (sav) “Konuşmalarınızla siz Selman’ı (r.a.) yediniz.” buyurdu. Peşinden de Hucurat suresindeki “Hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır?” ayeti nazil oldu. Bu ayeti kerimenin nüzul sebebinin bu konu olduğu rivayet olunur.
17. İran ve Irak’ın Fethinden Sonra Medain Valiliği
Sasanilerin (bugünkü İran ve Irak’ın bir kısmı) fethinden sonra Hz. Ömer, (r.a.) Selmân’ı (r.a.) bugün Irak sınırlarında bulunan Başkent Medâyin’e vali olarak tayin etti. Medâin valiliği sırasında bile mütevazi yaşayışını değiştirmediği için halkın teveccühünü kazandı. Çok yer gezip farklı tecrübeler elde etmesi sonucu geniş birikime sahip olan Selmân’ın (r.a.) Tâif’in fethi sırasında mancınık ve debbâbe kullanılmasını tavsiye ettiği ve bunların yapımını bizzat gerçekleştirdiği belirtilmektedir.
Irak bölgesindeki fetihler başlayıncaya kadar Medine’de yaşadı. Hz. Ömer’in (r.a.) halifeliği zamanında İsfahan’a döndü. Kādisiye ve Belencer savaşlarına, Medâin ve Celûlâ fetihlerine katıldı. Hz. Ömer’in (r.a.) emriyle Kûfe şehrinin kuruluşu aşamasında ve daha sonra da önemli katkıları olduğu Medâin’e vali tayin etti. Hz. Osman’ın (r.a.) hilâfetinin sonlarına kadar valilik görevine devam etti.
18. Vali İken Geçimi ve Bürokrat Hayatı
Hayatı basit ve sade idi. Köle olduğu zaman nasıl giyiniyor ve ne yiyorsa, Medâyin valisiyken de aynı hâl üzere devam etti. Her türlü şatafattan ve gösterişten uzak durdu. Emri altındakilere iyi muamele eder, onlara ağır iş vermezdi. Ayrıca onlara işlerini yaparken yardımcı da olurdu. En büyük hususiyetlerinden birisi de cömertliğiydi.
Valilik maaşı olan beş bin dirhemi alır almaz hemen fakirlere dağıtırdı. Kendi ihtiyaçlarını ise sepet yaparak karşılardı. Bir sepeti üç dirheme satar, bu üç dirhemden birisiyle tekrar sepet yapmak için hurma yaprağı alır, bir dirhemi kendisi için harcar, bir dirhemi de yine sadaka olarak dağıtırdı. Misafirsiz yemek yemezdi. Fakirleri, kimsesizleri evine davet eder, onlara ikramda bulunurdu. Dost ziyaretine çok ehemmiyet verir, bunda Allah’ın rızasından başka bir gaye aramazdı.
Bir defasında samimi dostu Ebû’d-Derdâ’yı (r.a.) ziyaret etmek için Medâyin’den Şam’a yaya olarak gitmişti. Hastaları ziyaret eder, onları teselli eder ve sabır tavsiyesinde bulunurdu. Medâyin valisiyken şehre kuru üzüm getiren tüccar onu hamal zannedip çuvalına taşımasını istemiştir, o da ben valiyim falan demeden hamal gibi o çuvalı taşımıştır.
19. Vefatı
Hz. Selmân’ın (r.a.) 656 yılında vefat ettiği belirtilmektedir. Vefatına yakın hanımını yanına çağırdı “Şu kapıları aç. Bugün ziyaretçilerim var. Onların hangi kapıdan geleceklerini bilmiyorum. Sonra da, sana saklaman için verdiğim miski getir. Onu suda ıslatarak karıştır. Meydana gelen kokuyu yatağımın etrafına serp. Çünkü ziyaretime gelecek olanlar yemek yemezler, ama güzel kokuyu severler. Söylediklerimi yaptıktan sonra da aşağıya in.” Hanımı onun söylediklerini harfiyen yerine getirdi. Sonra birtakım fısıltılar işitti. Yukarı çıktığında, Hz. Selmân’ın (r.a.) ruhunu teslim ettiğini gördü. Peygamberimizin (sav) “Cennet üç kişinin hasretini çeker: Ali, Ammar bin Yâsir ve Selmân…” şeklindeki müjdesine mazhar olmuştur.
IV. Murad tarafından yeniden yaptırılan türbesi Bağdat yakınlarında onun kabri etrafında oluştuğu belirtilen, bugün Selmân-ı pâk diye bilinen kasabadadır. Remle’de ve Mardin ilinin Nusaybin ilçesinde de birer makam türbesi bulunmaktadır.
20. Hz.Selman’dan Öğütler
- “İlim engin bir deryâ, ömür ise kısadır. İlimden, (öncelikle) dîninle alâkalı ihtiyaç duyduğun kadarını al!..”
- “Allah (cc) için mütevâzı ol! Zira kim Allah (cc) için dünyada mütevâzı olursa Cenâb-ı Hak (cc) kıyâmet gününde onun kadrini yüceltir.”
- “Zâhidin maîşeti ibadettir.”
- “Namaz ölçek gibidir, (bir mü’minin Allâh’a (cc) yakınlığının ölçüsüdür). Kim ölçüyü tam tartarsa ona da karşılığı tam olarak verilir. Kim de eksik bırakırsa, Cenâb-ı Hakk’ın Mutaffifîn Sûresi’nde ölçüyü eksik tartan hîlekârlara yönelttiği tehdit herkesin mâlûmudur!”
- “Kıyâmet günü günahı en çok olanlar, Allâh’ın (cc) yasakladığı haram konuşmalara en çok dalanlardır.”
- “Beş vakit namazı muntazam kılın! Büyük günah işlemediğiniz müddetçe beş vakit namaz küçük günahlara keffaret olur.’’
- “Bir şeye karar verirken veya bir meselede hükmünü belirtirken yahut bir malı taksim ederken Rabb’ini (cc) hatırla.”
- “Bir defasında Resûlullah (sav) ile birlikte bir ağacın altında oturuyordum. Peygamberimiz (sav) ağacın kuru bir dalını tutarak yaprakları dökülünceye kadar salladı ve bana, ‘Ey Selmân, (r.a.) böyle yapmamın sebebini niçin sormuyorsun?’ buyurdu. Ben, ‘Niçin öyle yapıyorsunuz?’ dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Bir Müslüman, güzelce abdest alıp beş vakit namazını kılarsa, şu dalın yapraklarının döküldüğü gibi onun da günahları dökülür.”
“Üç şey beni güldürdü, üç şey de ağlattı. Şunlara güldüm:
- İnsan dünya için ümitlerle doludur; hâlbuki ölüm onun peşindedir.
- İnsan gâfil bir şekilde yaşar, hâlbuki kendisinden gâfil kalınmaz, her hâli kaydedilir. Kirâmen Kâtibîn melekleri her an tespit hâlindedir.
- Bâzı insanlar kahkaha ile gülerler. Hâlbuki gafletleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk’ın gazabını mı celbediyor, yoksa O’nu râzı mı ediyorlar bilmezler.
Şu üç şey de beni ağlattı:
- Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ashâb-ı kirâm gibi güzîde ahbâbdan ayrılmak, onların rûhânî ikliminden uzak kalmak,
- Ölüm ânındaki dehşet verici hâdiseler,
- Cennet’e mi, yoksa Cehennem’e mi gideceğimi bilmeden Âlemlerin Rabbi’nin (cc) huzûruna çıkmak.”
Allah şefaatlerine nail eylesin.
