VAKFIMIZ YAYINLARI
GÜLZÂR-I SAMİNÎ SOHBETLER (SON BASKI – 6. BASKI), HÂCE OSMAN BEDRUDDÎN ERZURUMÎ, ANKARA, OCAK 2025
KİTAP BİLGİLERİ:
Kitabın son baskısıdır (6. Baskı), Ciltli, Roman Boy, 1147 sayfa, Önceki baskılardaki iki cilt tek ciltte toplanmış, İçindekiler ve sohbet numaraları güncellenmiş. İlk 5 baskısı Marifet Yayınlarından çıkmıştı.
KİTABI TEMİN ETMEK İÇİN İRTİBAT TEL:
CEP: +90 533 716 94 87
MAİL: hacegan.vakfi@hotmail.com
ANKARA: Tenvir Kitap; Hacı Bayramı Veli Camii Kitapçılar Çarşısı, A Blok, No:7, ULUS/ANKARA , (Muhammed Said Basuğuy, cep: 0532 440 73 52)
KİTABIN ÖNSÖZÜ
Hâce Osman Bedruddîn Erzurumî (ks) (İmam Efendi) Hazretleri, Hâcegân yolunun yetiştirdiği hem zahiriyle hem de manasıyla çift taraflı, çift kanatlı diye tanımladığımız nadir Allah dostlarından biridir. Cumhuriyet dönemi tasavvuf hareketlerine bakıldığında bu donanımla teçhiz edilmiş insan-ı kâmiller yok denecek kadar azdır. Bu zatları ender kılan şey “Hâcelik” diye tanımladığımız, Hâce-i Kainat olan Efendimizin (sav) tam ve mükemmil varisleri oluşlarıdır. Kendilerinde hem zahir diye tanımladığımız Efendimizin (sav) dünyaya ait siyaseti, devlet adamlığı ve ordu komutanlığı hem de İslam’ın manevi mirası dediğimiz velayete bakan yön bulunmaktadır.
Aslında İslam tektir. İçerisinde din de dünya da zahir de batın da bulunur. Kimi zaman bu iki yöne taalluk eden özellikler birleşir kimi zaman da ayrışır. Bu birleşme ve ayrışmanın arka planında Cenâb-ı Hakkın muradı ilahisi vardır. Bu doğrultuda zamanın İnsan-ı Kâmili de şekil alır.
Bu muradı ilahinin tecellisi kapsamında “Hâcegân Fikriyatı”nın hem dine hem de dünyaya yönelik işlerde etkisinin güçlü olarak hissedildiği dönem kuşkusuz Selçuklu Devleti dönemidir. Başta zamanın Hâcesi Yusuf Hemedânî olmak üzere, Selçuklu Devletinin Başhâcesi (Başbakanı) Nizamülmülk vasıtasıyla yepyeni bir medeniyet inşa edilmiştir. Öyle bir medeniyet ki bugün Mısır’dan Pakistan’a, Arabistan’dan diğer Arap ve tüm İslam beldelerine kadar bilim, sanat ve maneviyat alanlarını etkilemişlerdir. Bu minvalde bizim Hâcegân yıldızı diye tanımladığımız, Selçuklu yıldızı veya Türk yıldızı; inşa edilen medeniyetin sembolü haline gelmiş, bugün saydığımız tüm İslam ülkeleri tarafından benimsenerek bu etkinin izi olarak kullanılmış ve halen de severek kullanılmaktadır.
Medeniyetin yeniden ihyasına katkıda bulunmak üzere kurulan “Hâcegân Vakfı” da aynı misyonla hareket ederek, aynı sembolü kullanmış, gönülden gönüle aktarılarak gelen bilginin yaşandığı ve yaşatıldığı velayet okulu haline gelmiştir. Bu okulda; zamanın Hâceleri dediğimiz, asrın bilginleri, münevverleri, mütefekkirleri, arifleri ve aşıkları yetişmektedir. Bu okulun tedrisatında; başta Hâce Osman Bedruddîn Efendinin fikriyatı olmak üzere Hâce Abdulhâlık Gücduvâni, Hâce Ahmed Yesevî, Hacı Bayramı Veli ve Hacı Bektaşi Veli gibi toplumda genel kabul görmüş büyük insanların fikirlerini de içeren “Hâcegân Yolu” fikriyatı yer almaktadır.
Hâcegân yolu fikriyatı; aslında Hâce-i Kâinat, Muhammed Mustafa’nın (sav) şahsında dinin, Hazreti Ebu Bekir (ra) üzerinden bozulmadan gelerek, bugün Türkistan diye adlandırdığımız ata dede yurdu Orta Asya’dan Anadolu’ya gelmiş, Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleştirilmesinde öncü rol üstlenmiştir. Bu fikriyat, Anadolu’nun öz damarı diye nitelendirdiğimiz “Anadolu İrfanı” nın ta kendisidir. Hâcelik, İslam’ın özüdür. Bu öz, gönülden gönüle bozulmadan aktarılmıştır. Efendimiz (sav); “beni rabbim terbiye etti”[1] hadisi mucibince terbiyesini bizzat Cenabı Hakk’tan almış; “bende ne varsa Ebubekir’in gönlüne aktardım”[2] fehvasınca İslam adına ne varsa orijinal halini, Ebubekir (ra) Efendimize aktararak, onu terbiye etmiş ve mayalamıştır. İşte Hâce Osman Bedruddîn Erzurumî; Efendimizin (sav), Hz. Ebu Bekir (ra) Efendimize aktardım dediği manevi mirasa tevarüs yoluyla sahip olmuş, zahirde üstadı Mahmud Sâminî Hazretleri tarafından hilafetle taçlandırılmış, batınen de Hızır aleyhisselam tarafından mayalanmıştır. Bu mayalama usulü kıyamete kadar devam edecek olup el ân da aynı usulle mayalanan insanlar zamanımızda da bulunmaya devam etmektedir.
Hâcegân fikriyatı bu maya gibidir. Efendimiz (sav), sahabe-i güzini, sahabe efendilerimiz de sonraki nesilleri mayalayarak, günümüze kadar İslam’ın nuru bozulmadan aktarılmıştır. Bugün de bu fikriyat, tıpkı sütün yoğurtla mayalanması misali temiz insanları mayalama gücüne sahiptir. Tadı da ilk günkü yoğurdun tadı misali aynıdır. Bu kitaptaki sohbetler; zamanın Hâcesi İmam Efendinin, Cenabı Hakk’la yaşadığı demden katreler mesabesindedir. Dertlere deva, hasta kalplere şifa hükmündedir.
Kitabın ilk beş baskısı, Marifet Yayınlarından çıkmıştı. Altıncı baskısını Hâcegân Vakfı olarak üstlenmekten büyük bir şeref duyduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Bu baskıda iki cildi birleştirip tek cilt yaptık. İçindekileri ve sohbet numaralarını yeniledik. İmam Efendinin hiçbir yerde bulunmayan ve elimize yeni geçen Harput Valisiyle çektirdiği muhtemelen 1912 yılına ait fotoğrafını kitabın sonuna koyduk.
Kitabın maddi ve manevi tüm haklarını, telifiyle beraber basım, yayın ve dağıtım haklarını bize devreden Marifet Yayınları sahibi Muhterem Ömer Ziya Belviranlı beyefendiye sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Yine kitabın kapak tasarımı, dizgi ve son okumasında bize yardımcı olan Prof.Dr.Mehmet Hilmi Demir ve Arif Eren beyefendilere teşekkür ediyoruz. Ayrıca kitabın bu zamana kadar bozulmadan aktarılmasında görünmez kahramanlar olarak gördüğümüz emeği geçen tüm kardeşlerimize teşekkür ediyoruz.
Hâcegân fikriyatından damlalar mesabesindeki bu sohbetlerin, ülkemizin ve ümmetin ihtiyacı olan birlik, dirlik ve huzura vesile olmasını temenni ederek sevgi ve muhabbetlerimizi arz ediyoruz.
Cenab-ı Hakk, niyetlerimizi ve amellerimizi isabetli kılsın. Hâcegânın bu fikriyatını anlamayı ve yaşamayı, büyüklerin isr-i manevisinden yürümeyi bizlere nasip eylesin. 12.12.2024
Hâce-i Hâcegân
Hâce Turâbul Akdem
Hâcegân Vakfı Genel Başkanı
[1] İmam Suyuti, El-Câmiu’s-Sağîr, c.I, s.12.
[2] Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, c. 2, s. 419.