BERÂT-I NECATİYE (KURTULUŞ BERATI)
GÜLZÂR-I MEKTÛBATTAN BİR MEKTUP
Ankara’da Ulemâdan Bir Zâta
Bir gece âlem-i menâmda, bir ebniye-i âliyenin (yüksek binâların) birisinin merdiven dibinden yukarı bakmakda iken merdiven başında bulunan mürşid-i a’zâm ve Efendim Mahmud Sâminî (ks) Hazretleri işâret buyurdular, yanlarına çıktım. Kolumdan tutup beni ayrı bir odaya aldılar.
Odaya girdiğim zaman, Fahr-i Risâlet-penâh (sav) Efendimiz başta ve ulû-l-azm peygamberân etrâfında cem’ olmuş gördüm. En sondan başlayarak her birlerinin ayrı ayrı ellerini öptüm.
Herhangisinin ellerini öptümse bana birer hediye uzatıyorlar ve uzattıkları hediyeyi kalbimin içine koyuyorlardı. Hazret-i îsâ (salavâtullâhi alâ nebiyyinâ ve aleyhi) efendimizin elini öpmekte iken Fahr-i Risâlet-penâh (sav) Efendimiz: “Gel Hâfız, onlar seni doyuramazlar!” buyurdular.
En sonra Fahr-i Risâlet-penâh (sav) Efendimizin yedi saâdetlerini takbîl ettim (öptüm). Diğer peygamberler misillü, O da bir hediye verip kalbime koymuş idi ki anda kalbim leb-â-leb dolmuş artık bir dan tânesi alacak yer kalmamış idi.
Bunun üzerine bir beyaz kâğıt çıkarıp ortasına bir mühür basdılar ve zarfa koyup zarfı dahî mühr-i saâdetle temhîr ettirdikten: “Ey Hafız, bu senin ve sana tabî olanların berât-ı necâtiyesidir.” buyurdular.
Uyandım… rüyâ imiş… yalnız zarf elimde mevcud idi.
Hâk-i der-i Hâce Sâminî
İmam
Osman Bedrüddîn bin Selmân
11 Şubat 1311 / 24 Şubat 1896
